
Adi İflas Yolu ile Takip
Mustafa Kutay KILIÇ
Adi İflas yolu ile takip, borçlunun hacze kabil tüm malvarlığının borçlarına özgülenmesini amaçlayan, hem maddi hem de şekli yönleriyle özel bir takip türüdür.
"Adi İflas Yolu ile Takip ve Hukuki Süreçler: Teorik ve Pratik Bir Değerlendirme"
Adi İflas yolu ile takip, borçlunun hacze kabil tüm malvarlığının borçlarına özgülenmesini amaçlayan, hem maddi hem de şekli yönleriyle özel bir takip türüdür.
Bu yazıda, uygulamada pek görülmeyen ancak alacağın tahsili için güçlü bir kurum olan bu takip yolunun şekli unsurları açıklanacak, kimlerin iflasa tabi olabileceği, bu kişilerin belirlenmesindeki kriterler ve yasal dayanaklar ele alınacak; iflasın nereden talep edileceği, yetkili ve görevli icra dairesinin tespiti gibi prosedürel detaylar açıklığa kavuşturulacaktır.
Bu yazı, adi iflas yolu ile takip mekanizmasının hem teorik hem de uygulamalı yönlerini kapsayarak okuyucuya kapsamlı bir rehber sunmayı amaçlamaktadır.
- Adi İflas Yolu İle Takip Nedir?
Adi İflas yolu ile takip, borçlunun malvarlığının tasfiye edilerek alacaklıların alacaklarının eşit bir şekilde karşılanmasını sağlayan özel bir takip türüdür. Bu takip türü, İcra ve İflas Kanunu’nun md.154 vd. düzenlenmiş olup genellikle ticari borç ilişkilerinde borçlunun ödeme güçlüğüne düşmesi durumunda uygulanmaktadır. Adi iflas yolu ile takip borçlunun iflasını talep ederek mahkeme kararı ile iflas sürecini başlatmasını içerir.
Şekli İflas Sebebi;
Bu takip yolu belirli bir şekilden geçtikten sonra o prosedürün sonunda borçlunun tavrına göre karar verilen bir yoldur. Borçluya alacak için adi iflas yolu ile takip yapıldı ise kendisine iflas yolu ile ödeme emri tebliğ edilmiş ise bu ödeme emri kesinleştikten sonra da buna rağmen takip konusu borcu ödemez ise iflasına karar verilecektir. Malvarlığı ile bu sebebin doğrudan ilgisi olmadığı için şekli iflas sebebi olarak anılmaktadır. Diğer bir anlatımla, borçlunun malvarlığı borca batık olmasa bile iflasını gerektiren tek sebep kesinleşen ödeme emri olmakla borçlunun iflası için yeterli nitelikte olacağından şekli bir yol olarak benimsenmektedir.
- Adi İflas Yolu İle Takibin Koşulları Nelerdir?
Adi İflas yolu ile takip başvurusunun üç temel koşulu bulunmaktadır. Bunlar;
- İflas yolu ile takip yalnızca bir para alacağı için yapılabilir.
- Alacak muaccel, yani ödenmesi gereken bir hale gelmiş olmalıdır. Vadesi gelmemiş bir alacak için iflas talebinde bulunulamaz.
- İflas, sadece iflasa tabi kişilere yönelik zorlayıcı bir icra yoludur. İflasa tabi kişiler, tacirler, tacir gibi sorumlu olanlar ve özel kanun hükümlerine göre iflasa tabi olan diğer kişilerdir.
- Yetkili İcra Dairesi Neresidir?
Bu husus İcra İflas Kanunu’nun 154. Maddesinde düzenlenmiş ve İflas yolu ile takiplerde yetkili icra dairesi borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer icra dairesidir denilmiştir. Zira borçlu tacir olmak zorunda olduğundan yetkili icra dairesinin bulunduğu yer borçlunun muamele merkezidir. Ancak bu kesin yetki kuralı değildir.
- Takip Süreci Nasıl İşler?
Bu süreç borçlunun tepkisine göre belirleneceğinden itiraz olmadığı varsayılarak incelenecektir. Lakin Yine de belirtmek de önem olduğundan, itiraz varlığı halinde tüm bu sayılan süreç içerisine bir maddi hukuk davası dâhil edilecektir.
İtiraz yoksa;
Alacaklı, borçluya karşı doğrudan adi iflas yolu ile takip başlatmak için icra dairesine bir takip talebinde bulunur. (Bu takip talebi genel haciz yolu ile takip talebinin aynısı olmakla değişen tek şey başlıktır.)
İcra müdürü, borçluya bir ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde borcun ödenmesi veya itiraz edilmesi için borçluya 7 günlük bir süre tanınır.
Borçlu, ödeme yapmaz veya itiraz etmezse iflasın şartları oluşmuş olur.
Ödeme emrine rağmen borcun ödenmemesi veya itirazın reddedilmesi durumunda alacaklı, mahkemeye başvurarak iflas talebinde bulunabilir. Mahkeme, alacaklının talebini değerlendirir ve gerekli şartların oluştuğuna kanaat getirirse borçlunun iflasına karar verir. Mahkeme kararıyla birlikte borçlu, resmen iflas etmiş sayılır. (Mahkeme süreci bilahare ayrıntısıyla değerlendirilecektir.)
Kısacası alacak için borçluya iflas yolu ile takip yapıldı ise, borçluya iflas yolu ile takibe dair ödeme emri tebliğ edildi ise ve bu ödeme emri kesinleştikten sonra buna rağmen bu takip konusu borç ödenmezse borçlunun iflasına karar verilecektir.
- Takip Bittikten Sonraki Süreç Nasıldır?
Takip kesinleştikten sonra ya da durduğundan sonra her iki durumda da bundan sonraki adım ödeme emrindeki uyarı doğrultusunda borçlunun iflasına karar verilmesi talebi ile Asliye Ticaret Mahkemesi'ne başvurmak olacaktır. Her iki durumda da Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulma sebebi ise Türkiye Cumhuriyeti dahilinde iflas kararı vermeye yetkili tek merci olmasıdır.
- Asliye Ticaret Mahkemesi’ne Ne Zaman Başvurulur?
Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 1 yıl içerisinde Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gidilmelidir. Bu süre hak düşürücü süre olması sebebi ile oldukça önemlidir. Süresinde iflasa yetkili borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gidilmelidir. İşte burada icra dairesinden farklı olarak kesin yetkiden söz edilebilecektir.
- Asliye Ticaret Mahkemesi’ne Nasıl Başvurulur?
Kesinleşmiş takibe dayalı iflas dilekçesi ile Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurulmalıdır. Bu dilekçe bir talep niteliğinde olduğundan çok uzun bir dilekçe olmaması gerekmekte ve açıklamalar kısmına sadece talep, talebin sebebi ve neye dayanıldığı açıklanmak sureti ile olmalıdır. (Davalıya takip talebinin tebliğ edildiği, buna binaen itiraz olmadığı ve takibin kesinleştiği gibi hususlar kısaca açıklanmalıdır.)
- Dilekçe Verildikten Sonraki Aşamalar Nelerdir?
Başvurma aşamasından sonra herhangi bir davada olan bir süreç olan tensip hazırlanma süreci olacaktır. Burada hakim, kelime anlamından da bildiğimiz üzere işbu davada neleri uygun gördüğünü yazacaktır. Bu tensipte icra dosyasının ve borçlunun ticaret sicil dosyasının celbi, iflas talebinin ilanı ve iflas avansının alacaklı tarafından yatırılmasına dair hükümler içerecektir.
Burada hakimin mütereddit kalması hususunu hatırlatmak son derece önemlidir. Kesinleşme istemi sadece beyana dayalı olduğundan ilan maddesi bu yüzden sıkıntılıdır. Zira borca itiraz edilmiş olabileceğinden hakim ilgili talebin kesinleştiğinden emin olmak ister. Bu yüzden dava dilekçesinde takibin kesinleşmesi mutlaka gösterilmelidir. Bu basit husus yerine getirilmediği taktirde hakim ilan kararını vermeyebilir. (Uygulamada vermez çünkü iflas süreci ağır bir süreç olduğundan bu kararı kesinleşme görmeden vermek istemez.) ve hatta bu kararı görmediği takdirde itirazlı iflasa özgü tensip tutacaktır.
- Tensip Aşamasından Sonra Duruşma Tayin Edilmesi
Burada hakim tensiple istediği ticaret sicil dosyasını inceleyecektir. Zira hakim bu dosya ile re ’sen borçlunun muamele merkezinin tespitini, yetkisini ve borçlunun tacir olup olmadığını değerlendirecektir.
Bu duruşmada ancak ve ancak takip kesinleşmişse Basın İlan Kurumu ve Ticaret Sicil Gazetesinde ilan yapılmasına dair hüküm kurulacaktır.
- Tüm Bunlardan Sonra Hakim Ne Yapacak?
Depo kararına esas teşkil edecek alacağın saptanması için dosyanın bilirkişiye tevdi edilmesini isteyecek ve daha sonrasında hakim hazırsa tefhim değilse tebliğ süresi içerisinde borçluya borcunu yatırmadığı takdirde iflasına karar vereceğini hükmedecektir. (Bu borçlunun iflasına karar verilmeden önce verilen son şanstır.) Şayet bu da yerine getirilmezse artık hakim an itibariyle iflas kararını verecektir.
Yargıtay HGK., E. 2019/574 K. 2021/1710 T. 21.12.2021
‘’Depo kararının verilmesindeki amaç borçluya borcunu ödemesi ve iflastan kurtulması için son bir fırsatın verilmek istenmesidir. Depo kararına rağmen borç ödenmez ve faiz ile iflas giderlerini karşılayacak meblağ depo edilmezse, asliye ticaret mahkemesi borçlunun iflasına karar verir. Borçlu depo kararı ile verilen süre içinde borcunu öder ya da belirtilen meblağı mahkeme veznesine depo ederse, ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir.’’
- Karar verildikten sonra ne olacak ?
İflas dairesinin bir an önce malvarlığına kontrol sağlaması gerekecektir. Bu husus kanunda da derhal denilmek sureti ile hüküm altına alınmıştır. Öyle ki; İcra İflas Kanunu’nun 165. Maddesi gereğince;
‘’İflas kararı, iflas dairesine bildirilir. Daire, kararı kendiliğinden ve derhal tapuya, ticaret sicil memurluğuna, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelenlere bildirir. Daire, ayrıca kararı, bir internet haber sitesinde veya ilan talep tarihinde, tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan eder. Tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetenin yayınlandığı yer aynı zamanda muamele merkezi ise mahalli gazetede ilan yapılmaz.’’
Denilmekte, tasfiye için kararın kesinleşmesi beklenmeyeceği ve karar verildikten hemen sonra tasfiye başlayacağından işbu husus derhal denilmek sureti ile hüküm altına alınmıştır.
Sonuç ve değerlendirme;
Adi iflas yolu ile takip, uygulamada yeterince bilinmese de alacak tahsilinde son derece güçlü ve etkili bir hukuki süreçtir. Özellikle ticari ilişkilerde karşılaşılan ödeme sorunlarında, doğru şekilde uygulandığında alacaklılara haklarını koruma ve borcun tahsili için güçlü bir çözüm sunar. Bu yöntemin daha yaygın şekilde kullanılması, alacak tahsil süreçlerinde etkinliği artırabilir ve hukuki güvenceleri güçlendirebilir.
KAYNAKÇA
Kuru, B., Görgün Ş. İcra ve İflas Hukuku. Yetkin, 2009
Atalı, M, Ermenek, İ., & Erdoğan, E. İcra ve İflas Hukuku. Yetkin, 2024